SİTE İÇİ ARAMA

 

KENDİNİZE GÜVENMİYOR MUSUNUZ?

Kullanıcı Değerlemesi:  / 2
Kötüİyi 

Yeni mezun olmaya hazırlanan bir çok genç meslektaşımızın en büyük sorunlarından biri şüphesiz kendine olan güvensizliği. Kendinize güvenmiyor musunuz. O halde mutlaka bu yazıyı okumalısınız.

Optisyenler mezun olmadan önceki yaptıkları stajında yetersiz kaldığını düşünebilirler.

 

Yeni mezun bir optisyenin işe başlayınca görevlerinin ne olduğu, optisyenlik müessesesinde neleri yapması gerektiğini, resmi işlemleri ve hastayı alacağı ürün hakkında bilgilendiremeyeceğini kısacası aklına cevabını bilmediği bir sürü soru gelebilir. Cevabını bilmediği bunca soru arasında kendine güvenemeyen meslektaşlarımızın olması normal.
Önemli olan bu güvensizliğin iş hayatlarında kendilerine problem olmamasıdır.

Geçmişte bizde de olduğu gibi bir çok yeni mezun olan meslektaşımız sektöre girmeden önce şu şekilde düşünür :
- İlk yıl işi öğrenirim. Aldığım maaş, çalışma şartlarım, hangi optikte kime nasıl hizmet edeceğim önemli değil. Sadece işi öğrenmem lazım.

Temelde bir çok optisyenin kendilerine güveni olmasa sektöre atılırken kullandığı mantık bu.

Mezun olmadan önce yapılan 30 günlük staj öğrencilere yetersiz gelebilir. Staj esnasında müesseseden bir şeyler öğrenememişte olabilirler. Ama inanın aslında kendinize güvenmemek için hiçbir sebebiniz yok. Aslında her mezun optisyen gözlük montajını ve dikkat etmesi gereken şeyleri çok iyi biliyor. Bir çok optisyen optisyenlik müessesinde uygulanan resmi işlemleri gündelik hayatlarında zaten biliyorlar. Tek eksik kaldığınız yer işin pratiği olabilir. Belki hastaya ne tavsiye edeceğinizi hangi ürünü nasıl satacağınızı bilmiyor olabilir. Ya da buraya kadar yazdığım her şeyi unutun şimdi baştan başlayalım.

Öncelikle ilk öğrenmeniz gereken şey şu. Yeni mezun bir optisyen olarak bir şey öğrenmek istiyorsak kimse bize zorla bir şey öğretemez. Ancak biz gerçekten öğrenmek istiyorsak ve bunun için emek sarfediyorsak öğrenebiliriz ki bunun için de 1 yıl çok fazla bir zaman dilimi.
Hadi öğrenelim o zaman.

 

GÖZLÜK MONTAJINI ÇOK İYİ BİLMEDİĞİNİZİ Mİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Okulda bize verilen eğitimin genelini el taşı ve el emeği ile yapılan gözlükler oluşturuyor. Aslında el taşı ve montaj esnasında dikkat etmemiz gerekenleri biliyoruz. Bunun eğitimini aldık öyle değil mi? Yani camın çerçeveye montajını çok iyi sağlayamasak bile mantığını ve teoriğini biliyoruz.

Ülkemizde ki optik müesseselerinde gözlük nasıl yapılır?

* Teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde bir çok optisyenlik müesseselerinde tam otomatik optik makineler kullanılır. Camın fakometre ölçümleri yapılır odağı tespit edilir merkezlemesi yapılır ve makinede kesilir. Otomatik makinelerin kullanımı ise oldukça kolaydır. Hatta o kadar kolay ki optik fuarlarda ki mankenlerin bile bu işlemleri yapması 1 dakikalarını almaz. 2 tuşa basarlar ve cam kesilir. Otomatik makineyi öğrenmeniz ve kullanmanız 1 saatinizi almaz. Bir saat sonunda eğer gerçekten öğrenmeyi isteyen bir optisyen iseniz artık bu makineleri kullanabilirsiniz.

** Bazı optisyenlik müesseselerinde yarı otomatik diye tanımladığım ya da şablonlu makineler diye bilinen optik cihazlar kullanılır. Çerçeveye uygun şablon bir başka cihazda kesilir, kesilen bu şablon otomatik makineye takılır. Daha sonra da cam kesilir.
Hatta artık eskiden olduğu gibi beyaz ya da sarı şablonlar kullanılmaz. Bu işinde kolayı bulunmuştur. Bu tarz makineler kullanılan optisyenlik müesseselerinde şablon delme makinesi diye tanımlanan küçük cihazlar vardır. Çerçevenin üzerindeki şablonlar çıkartılır ve delinir. Delinen bu şablonlar gözlük yapımındaki süreyi biraz daha kısaltır.
Bu tarz makineleri öğrenmenizde hiç zor değildir. Bir kez görmeniz birkaç kez cam kesmeniz bile yeterli. Zaten biz mezun optisyenler inanın bütün teorik bilgileri fazlası ile okulda alıyoruz. Teoriğini bildikten sonra bu makineleri öğrenmek ise oldukça basit.

*** Bazı küçük optisyenlik müesseselerinde ise hala el taşının kullanıldığı görebiliriz. Günlük hasta sayısı ve potansiyeli küçük olan müesseselerde ise otomatik makinelere ihtiyaç duymayan müessese sahipleri el taşını tercih edebilirler. El taşı bazen sıkıcı olsa da oldukça eğlencelidir. Bu gibi yerlerde gözlük imalatı okulda bize verilen eğitimler gibidir.

Öğrencilik yıllarımızda birçoğumuz itiraz ederek ‘’otomatik makine varken el taşımı kaldı’’ diye söyleniyorduk. Mezun olduktan sonra anlıyoruz ki bize hocalarımız mesleğin pratiğini öğretmiş. Buradan da anlaşılacağı gibi yarın nerde çalışacağımız hiç belli değil.
Ayrıca teknolojik aletlerinde sorun verdiği, bozulduğu, servis beklediğimiz günler oluyor. Böyle durumlarda bir zamanlar sıkılarak yaptığımız atölye derslerini hatırlayarak cam kesim ve montajını bizler yapıyoruz. Her şeye rağmen el taşında kusursuz cam montaj işlemini iyice kavramak ve pratiğe dökmek zahmetli olsa da hiçte zor değil. Unutmayın bizler, fuarlarda iki adet tuşa basarak çerçevesiz gözlük yapan mankenlerden farklıyız.
El taşında kusursuz montaj yapmak isteyen meslektaşlarımızın da öğrenmesi zor değil. Sadece birazcık zaman lazım. Zaten buna öğrencilikten kalma antremanımız var öyle değil mi? Birkaç gün içerisinde biraz uğraşınca el taşında problemsiz gözlük montajını öğrenebiliriz. Bazı çerçeve tiplerinin de zor olduğunu düşünebiliriz. Faset diye bilinen çerçevesiz modellerin yapımı için de sadece uğraşmamız gerekir.
Kısacası bir optisyenin gözlükçü dükkanında atölye işlemlerini öğrenmesi en fazla 1 haftasını alır. Yeter ki gerçekten öğrenmek istesin.
Mezun olduktan sonra iş görüşmeleri yaparken ya da telefon ile konuşurken müessese sahipleri ‘’Gözlük yapmayı biliyor musun ‘’ ya da ‘’ Progresif gözlük yapabiliyor musun ‘’ tarzında sorular bizleri küçümseyerek sorduğu sorulara şahit olmuşuzdur veya olabiliriz. Şimdi soruyorum size : Mezun olan bir optisyenin yukarda ki makinelerde ya da el taşında bir gözlüğü kusursuz yapması ne kadar süresini alır ? Bir saat bilemediniz 1 hafta.
Mezun olduktan sonra bir müessese sahibi beni arayıp gayet ukalaca bir tavırla gözlük yapmayı bilip bilmediğimi sormuştu. O gün anladım ki sektörde ki insanlar bizim aldığımız eğitimi yetersiz buluyor. Hatta o kadar yetersiz buluyor ki yeni mezun optisyenlere böyle bir soru sorabiliyorlar. O gün karşılaştığım bu soru karşısında ‘’ Yok gözlük yapmasını bilmiyorum zaten bize okulda 2 yıl boyunca fırında güveç yapmayı öğrettiler. Kapat telefonu terbiyesiz herif ‘’ deyip adamın suratına telefonu kapatmıştım. İnanın iş görüşmelerine gittiğiniz zaman bile karşınızdakinin size hangi gözle baktığını hissedebilirsiniz.

 

RESMİ İŞLEMLERİ BİLMEDİĞİNİZİ Mİ DÜŞÜYORSUNUZ ?
Günlük hayatta bir yere başvururken herhangi bir yere bir müracaatta istekte bulunurken bizden istediği evraklar belgeler falan olur. Hemen oradan ayrılır istenilen belgeleri toplar ve tekrar gideriz. Aslında eğer oraya gitmeden önce neler gerektiğini araştırsa idik ve istenilen belgeleri önceden öğrenme imkanımız olsa idi herhalde elimizde belgeler ile giderdik.
Optisyenlik müesseselerinde öğrenmemiz gereken bütün resmi işlemler bu kadar. Komik ama bu kadar.
Bir çok öğrenci arkadaşımızla sohbet ederken, resmi işlemleri bile bilmediğini neyi nasıl fatura etmesi gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını düşündüklerini ifade ettiler. Optik müesseselerinin resmi işlemleri genelde standarttır.
Yeni dükkan açılırken resmi işlemler.
Mesul Müdür değiştirirken uygulanan resmi işlemler ve prosedürler.
Ay sonu kuruma fatura edilen resmi işlemler ve daha niceleri.
Bir çok resmi işlemi bir kez yaptıktan sonra zaten bir daha kolay kolay karşımıza çıkmazlar. Ya da her karşımıza çıktıklarında yeni eklenen ya da kaldırılan belgelerle karşımıza çıkarlar.
Mesul müdür olarak bir yerde çalışmaya karar verdiğimizde öncelikli olarak o müessese için İl Sağlık Müdürlüğünden ruhsat başvurumuz olacaktır. Bu ve buna benzer durumlarda herhalde hiç kimse hangi işlemleri yapması gerektiğini önceden bilmez. Biliyorsa da unutur. İl Sağlık Müdürlüklerinin istediği evraklar temin edilir ve ruhsat alınır. Daha sonra SGK anlaşması içinde bu geçerlidir. Yani hangi resmi işlemi uygulayacak isek resmi prosedür öğrenilir ve uygulanır. Bu gibi resmi evraklar ve hatırlatmalar bir çok sektörel internet sitesinde zaten hazırda bulunur.
Optisyenlik müessese içerisinde ise sadece faturalandırma ve muhasebe işlemleri vardır. Medula sistemi ve her ay sonunda kurumlara kesilen faturalar. Bunları bir kez görmemiz yeterli. Yani resmi işlemleri bilmemek bizlere bir şey kaybettirmediği gibi bilenlere de bir şeyler kazandırmıyor. Bunları öğrenmek ve uygulamak ise zor değil. Bunları bilmediğinizi düşünmeniz yersiz bence. Ayrıca bu bilgileri öğrenmek için süre falanda gerekmiyor. Şimdi öğrenmek mi istiyorsunuz açın bütün sektörel sitelerde uzun uzun ne yapmanız gerektiği anlatılmış. Hemen öğrenebilirsiniz ve yapmanız gereken tek şey okumak

 

OPTİSYENLİK MÜESSESESİ İÇERİSİNDE Kİ YETKİ VE SORUMLULUKLARINIZI BİLMEDİĞİNİZİ Mİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ ?
Biz optisyenler için bence en güzel ve en önemli konu bu.
* Optisyenlik müessesesi içinde Biz Kimiz ?
* Optisyenlerin görevleri neler ?
* Optisyenlerin müessese içerisinde yetki ve sorumlulukları nelerdir?
Maalesef bazı arkadaşlarımız mezun olduktan sonra mesul müdür olarak birkaç yıl çalışsalar bile hala yetki ve sorumluluklarını tam olarak öğrenememişler. İş hayatımızda ki yetki ve sorumluluklarımız hakkında bir çok sorunun cevabı ise Optisyenlik Kanunlarında mevcut
Sektöre ait kanunlarımızda bu mesleği nasıl ircaa etmemiz gerektiği, hangi durumlarda nasıl davranmamız gerektiği açıkca belirlenmiş. Bu mesleğin bir çok ayrıntısı yine aynı şekilde kanun ve yönetmeliklerde açıklanmış. Günümüzde kanun ve yönetmelikleri çok uzun bularak okuma ihtiyacı hissetmeyen meslektaşlarımızda yok değil. Bazı zamanlar oluyor ki çevrenizde sizinle aynı işi yapan bir başka meslektaşınız size meslek ile ilgili bir soru sorabiliyor. Oysa sormuş olduğu soru oldukça basit ve meslek kanunlarında uzun uzun anlatılmış.
Bir çok optisyenin bu meslekten başka çalışabileceği bir sektör ya da kazanç kapısı yok. Madem ki bizler yalnızca kendi sektörümüzde çalışmak zorundayız o halde yaptığımız işi de ince ayrıntılarını da bilmemiz gerekmektedir.
Yasalarda belirtilen suç unsurlarının bizim mesul müdür olarak çalıştığımız müessesede gerçekleşmesinin bize de zararı olacaktır. Zaten resmi sorumlulukların çoğu optisyenin üzerindedir. Yetkisiz sorumluluk alınamayacağına göre bizim çalıştığımız müessesede yetkilerimize sahip çıkmamız gerekir. En azından kendimizin zarar görmemesi için.
Örnek verecek olursak :
Çalıştığımız müessesede usulsüz olan kanunen yasak olan bir işlem mi uygulanıyor. O müessesenin mesul müdürü olarak müessese sahibi ya da çalışan hiç fark etmez bazı uyarıları yapmanız gerekir. Tabi ki bu uyarıları yapabilmek ve müesseseye bir yaptırım uygulayabilmek için neyin kendi yetkimiz ve sorumluluğumuz da olduğunu çok iyi bilmeliyiz.
Bir çok optisyen artık kendini çalışmak zorunda olduğuna inandırmış. Bazı meslektaşlarımız ise ‘’Aman onu yapmayayım, aman bunu söylemeyeyim ‘’ gibi erteleyici ve kendini ezdiren bir durumda çalışıyor. Yapamazsınız kardeşim ben nasıl istiyorsam kanun neyi emrediyorsa usulü ne ise öyle olacak deyip kestirip atmanız lazım. Bazı şeylerin tavizi kesinlikle verilmez. Taviz mi verdiniz ilerde zararını siz çekersiniz.
Peki bu şekilde katı davranırsak ne olur? En kötü ihtimal müessese sahibi ile aranız bozulur ya da işten ayrılırsınız. Sonuçta haksızlığa göz yummadınız ve şerefiniz hala yerinde! İş bulamam, çalışmam lazım, sonra zorlanırım gibi düşüncelerle avunmanıza gerek yok. Bu tarz avuntular ilerde optisyenleri daha da pişman olacakları bir yola sokar.
Eğer bir şeyler biliyor ve mesleğimizi iyi tanıyor isek zaten çalıştığımız müessesede kurulu bir otoritemiz olacaktır. Sizin yok mu ? O zaman gerçekten sahibi olduğunuz mesleğin ezilen bir işçisi olursunuz.
Yetki ve sorumluluklarımızı bilmek için kanunları okumamız yeterli. Resmi işlemlerde olduğu gibi bunları öğrenmek için de süreye ihtiyacınız yok. Araştırıp okumanız yeterli.

 

HASTAYA HANGİ ÜRÜNÜ ÖNERECEĞİNİZİ BİLMİYOR MUSUNUZ ?
Bir optik müessesesinden içeri girdiğimiz karşımıza yüzlerce ürün çıkar. Bütün ürünleri ezberlemek, hepsinin özelliklerini bilmek çok kolay bir şey değil. Bir çok yeni mezun arkadaşımızın zorlacağı tek konu bu olsa gerek. Aslında tam zorlanma değil.
Her müessesenin sattığı ürün listesi farklı olabilir. Yani A optik müessesesi X firmasının ürünlerini satabileceği gibi B optik müessesesi Y firmasının ürünlerini satabilir.
Optik piyasasında yüzlerce binlerce ürün bulmak mümkün. Hepsini zaten öğrenmek mümkün değil. Burada değişen sadece isimler ve kalitedir.
Önemli olan çalışmayı düşündüğümüz müessesenin satmakta olduğu ürünleri tanımak ve öğrenmek va hastaya sunmaktır. Progresif camı ele alalım. Temel bilgiler aynı olmasına rağmen her optik müessesesi farklı özelliklerde ve markalarda progresif cam satarlar. Şimdi sizin çalışmakta olduğunuz müessese hangi firmayı ve camı tercih etmiş ya da birden fazla seçenek sunabilen bir müessese ise bütün seçenekleri izlemeniz ve aralarında ki farklı gözlemlemeniz lazım. Bunun için de içinizde öğrenme hevesi ve merak ilk şart.
Merak ettikçe sektörde yeni şeyleri öğrenmeniz kaçınılmaz olur. Gerçekten hastamıza profesyonel bir danışmanlık edebilmemiz ve kusursuz bir ürün seçmemiz gerekiyorsa kendimizi geliştirmemiz lazım. Peki bu geliştirmenin süreci nedir ? Eğer mesleki bilgimizi geliştirmek istiyorsak zaten bunun yollarını kendimiz buluruz. Bazı cam firmalarının ürün listesini isteyip incelemek, bazı firmaların kendi sattıkları ürünler ile ilgili eğitim seminerlerine katılmak, yeni çıkan bir ürünü incelemek, optisyenin kendisini güncel tutması bu süreyi kısaltır. Ama tam bir süre konamaz. Çünkü her insan yaşı kaç olursa olsun güncel olmak ve yeni şeyler öğrenmek zorunda. Şimdi biz ihtiyacımız olanı mı öğrenmek istiyoruz yoksa ihtiyacımızdan çok daha fazlasını mı? Bu size bağlı.
Hangi optisyenlik müessesesinde mesul müdür olarak işe başlarsak başlayalım o müesseseye ayak uydurmamız ve genel işleyişi öğrenmemiz en fazla bir haftamızı alır. O müessese de hastamıza bir şeyler sunmak ve hastamızı bilinçlendirmek hastayı farklı alternatiflere yönlendirmek ise en fazla bir ayımızı alır.
Kendine Güven Sorunu Yaşayan Optisyenlerin Yaşadığı Olumsuzluklar.
Sektöre atılırken bir yerde kendimizi avutuyoruz. Yukarda şu örneği verdim.
‘’İlk yıl işi öğrenirim. Aldığım maaş, çalışma şartlarım, hangi optikte kime nasıl hizmet edeceğim önemli değil. Sadece işi öğrenmem lazım ‘’
Biz bu örnekte kendimizi avutuyoruz. Aslında işi öğrenmek değil buradaki amacımız. Bu mantıkla hareket eden bir çok optisyenin, kendisine bile itiraf edemediği tek amacı kendine olan güvenini kazanmaktır. Sektörel anlamda kendine güveni olmadığı için bu şekilde hareket eder. Yoksa mesleki anlamda kendine güvenen, hızlı öğrenebileceğini düşünen bir optisyen neden 1 yıl gibi süreyi uzun tutsun ki.
Asıl anlatmak istediğim şeyde tam olarak bu. Bu mantıkla bir optisyenlik müessesesinde çalışmaya başlıyorsunuz. Aradan 2 ay geçiyor bir de bakmışsınız ki müesseseye hakim, hastaya sunumu güzel ve müessesenin kontrol mekanizmasını öğrenmişsiniz. Ne oldu şimdi geriye kalan 10 ay süreye ?
*** Her iş görüşmesinde kendine güven sorunu yaşayan optisyenler çok basit ve komik rakamlarda çalışmayı kabul eder.
Bu konuyu biraz açalım isterseniz.
Yeni mezun olduk kendi sektörümüzde iş görüşmeleri yapıyoruz. Bizimle iş görüşmesi yapacak olan bütün müessese sahiplerinin dikkat edeceği ilk şey bu!
Kendinize olan güveniniz ile kazanacağınız para arasında bağlantı vardır. Çünkü müessese sahibleri her zaman karşılarında ki optisyenin kendine olan güveni ile ücret teklif eder. Siz de müessese sahibi yerinde olsanız aynı şekilde davranırsınız. Düşünün optisyen karşınıza geçmiş, kendine güvenmiyor, işi bilmediğini düşünüyor ve bunu ifade ediyor. Doğal olarak bu adamın çalışacağı fiyatta normalin altında olacaktır. Bizim sektörümüzde ki müessese sahiplerinin geneli bu işi yıllardır yapan kişiler. Yani bazı konularda karşıdaki optisyene ne kadar değer vermeleri gerektiğini de ne kadar ücret vermeleri gerektiğini de iyi bilirler.
Basit bir örnek verelim :
İşin sadece ticari kısmını düşünen Muhammet isimli müessese sahibimiz, müessesesi için optisyen aramakta. Yeni mezun bir meslektaşımıza normalden düşük seviyede 3X ücret teklif ederken, 1 yıllık deneyimi olan farklı bir optisyene 3X ücreti teklif dahi edemez. Çünkü karşısındaki optisyenden alacağı olumsuz cevabı yada tepkiyi bilir.
Oysa yeni mezun genç meslektaşımızın kendine güveni olsa, iş görüşmesinde bu güveni belli etse durum çok daha farklı olur.
Sonuç olarak kendimize olan güvenimiz her zaman kazanacağımız parayı doğrudan etkiler!
Kendimize güvenimiz olmadan iş hayatına başlayınca da karşılaşacağımız olumsuzluklar devam eder.
Kendi otoritenizi ve yetkilerinizi asla kullanamazsınız. Her kullanmayı düşündüğünüzde acaba yanlış mı yaparım korkusuna düşersiniz. Müessesede yolunda gitmeyen bir şeyi düzeltemezsiniz.Çünkü yapacağınız eylemin doğru olup olmadığından emin olamazsınız. Bu da sürekli eylemi erteler.
Hasta karşısında da bazı olumsuzluklara yol açar. Hastaya ne önermeniz gerektiği konusunda sürekli bocalarsınız. Hata yapma korkusuna düşersiniz ki bu da iş hayatınızı doğrudan etkiler.
Yeni mezun ile eski mezun arasında bir fark yok. Tecrübe farkı da yok. Tecrübe denilen şeyi kazanmak için illa yıllardır çalışmış olmakta gerekmiyor. Öğrenmek istedikten sonra optisyenler kendi tecrübeleri için gereken süreyi yine kendileri belirlerler. Sonuçta yaptığımız iş aynı. Ben tecrübeliyim yıllardır bu işi yapıyorum mantığı ise oldukça yanlış.
Ticari tecrübe çok farklı bir şey. Buna itirazımızda yok. Ama sektörel anlamda tecrübe kazanmak için yıllarca farklı yerlerde, farklı müesseselerde, farklı ürünler satmak gerekmiyor.
Bazı hatalara düşmemek için iş hayatımıza kötü başlamamız, birkaç müesseseden mutsuz ayrılmamıza da gerek yok. Tek yapmanız gereken şey kendinize güvenmeniz ve sürekli farklı şeyler öğrenmek için çabalamanız.

Optisyen İsmail UYAR

14.02.2009

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile