Çağrı bey o sabah mağazasına gitmek için  kafası karmakarışık, kredilerinin ödemesi devam eden arabasına bindi. Kontak anahtarını çevirirken düşünceleri o arabanın içinde değildi. Tamamen refleks olarak arabayı çalıştırmış ve hareket etmişti. Tek düşündüğü içinde bulunduğu karmaşadan nasıl kurtulacağı idi. Mağazanın önüne gelip kendisi için ayrılan park yerindeki dubaları çırağı çekene kadar bilinçsizce sürmüş, olayları kafasında tekrar tekrar yaşamıştı.

Mağazaya girdi, çalışanlarına "Günaydın", reçetesini yaptırmak için gelen hastaya "Hoş geldiniz" diyerek masasına oturdu. Bir çare bulmalıydı. Mağazasını açalı 6 yıl olmuştu ve kendisini hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti. Bir önceki akşam masasına bırakıp çıktığı, üzerinde tebellüğ ederken attığı tarih bulunan zarfı eline alıp, içindeki kağıdı yeniden okumak üzere çıkardı. Hastaya 5. çerçeveyi denetmek için silikon plaketi düzelten stajyerinin "Optisyen Bey'e çayını getirir misiniz?" dediğini bile duymamıştı.

Sözleşmesi fesholunursa neler olabileceğini düşünüyordu. Öğrencilik yıllarından beri hayal ettiği gibi üç aile reisine istihdam sağlamaktan gurur duyuyordu. Kendisi gibi "Halka hizmet, Hakka hizmettir" anlayışıyla diş-tırnak çalışarak hep beraber mağazayı bu günlere getirmişlerdi. Oysa Çağrı Bey'e SGK müffettişinin de söylediği gibi, çerçeveyi hastanın oğluna bizzat imzalatıp vermişti. Elbette imza hastanın kendisine ait değildi ama hasta korkmuş mu, korkutulmuş mu bilinmez, ifadesinde imzanın kendisine ait olmadığını ve bu imzayı tanımadığını söylemişti. Çağrı Bey'in hastanın yurt dışındaki oğlunu bulup ifadeyi doğrulatması neredeyse imkansızdı.

Çayından bir yudum almıştı ki, hatalı stok alımlarından kaynaklanan geçen ay ki dönen çeki kestiği cam firmasının plasiyeri kapıda göründü. Plasiyer bond çantasından çıkardığı ekstreyi uzatırken, Çağrı Bey'in beklediği o cümleyi söyledi. "Benden duymuş olmayın ama Optisyen Bey ödemeyi bu ay yapmazsanız, firma haciz göndermeyi planlıyor." Çağrı bey büsbütün yıkılmıştı. Bir an önce hava almalıydı. Kendini dışarı attı. Bilinçsizce can dostu ve kendi gibi optisyen olan Çetin'in mağazasına doğru yürürken biraz olsun rahatlamak için dertleşmesi gerektiğini, belki bir iki teselli cümlesi duyabileceğini düşündü. Olan bitenleri can dostu Çetin'e anlatırken boğazı düğümleniyordu. Nişanlısı belki onu anlayışla karşılayabilirdi ama O'nun ailesine ne diyecekti ki? Düğün arefesinde olan Çağrı Bey'e bu olanlar çok ağır geliyordu.

Artık akşam oluyordu. Çağrı bey çaresizce arabasına binecek, akşam yemeğini yemediğini bile hatırlamadan, O'nu boğan yatağında saatlerce dönüp durduktan sonra göz kapaklarına yenik düşüp uyuyakalacaktı.

Gözlerini açtığında saat 10'a geliyordu. Telefonuna gelen arama sesine uyanmıştı. Arayan Çetin'di. Çağrı Bey'e Öğle arası Optisyenler Odasında hem yemek yenecek hem de mevzuat komisyonunun toplantısı olacak dedi. O'nun da katılmasını, böylece biraz kafasını dağıtacağını söylemişti. Çağrı Bey hiç düşünmeden kabul etti. Biraz oyalandıktan sonra Çetin'le odanın toplantı salonundalardı. Toplantıya komisyon üyeleri ile birlikte oda avukatı Yener Bey 'de katılıyordu. Birliğin Ankara'dan gönderdiği yazıya binaen, yapılacak yeni protokol maddeleri değerlendirildi. Optisyenler ve Gözlükçüler Birliği, SGK ile yapılacak olan protokolün taslak metnini, oda tarafından, optisyenin refahı ve saygınlığı yönünde değerlendirip, rapor yazmalarını istemişti. Toplantı sona erdiğinde Çağrı Bey, Çetin Bey ve Avukat Bey balkonda sohbet ettiler. Çetin'in aklına , Çağrı Bey'in problemlerinden Avukat Bey'e de bahsetmek geldi. İkisi birden olanları Avukat Bey'e anlattılar. Avukat Bey neden daha önce bundan haberi olmadığını söyleyerek onlara sitemde bile bulundu. Üyelerin bu tür hukuki ve mevzuatla ilgili problemleri çözmek O'nun  asli göreviydi. Çağrı Bey'e merak etmemesini, bu durumun kesinlikle çözülebileceğini, hastanın oğluna, kendisinin ulaşmasının daha kolay olacağını söyledi. Sohbetin yarısında dahil olan, Oda Genel Sekreteri Ayşe Hanım da kendisinin kefil olarak Çağrı Bey'e birliğin yardımlaşma sandığından, 3 ay ödemesiz faizsiz kredi çekmesine yardımcı olacağını ve haciz işlemlerini dert etmemesini söyledi.

Çağrı Bey'in içi içine sığmıyordu. Odadan doğruca mağazasına gitti. Her zaman yaptığı gibi çalışanlarını ve hastalarını nazikçe selamlayarak geçip masasına oturdu.

Optisyen Mustafa ÖZBEK

Mustafa ÖZBEK


mustafaozbek@optisyen.com

.. Kimler Neler Demiş?